Dünyanın Dört Bir Yanından Birbirinden İlginç Festivaller

Zaman akıyor, mevsimler geçiyor, festivallerin havası hiç değişmiyor. Kasım ayında, dünyanın dört bir yanındaki birbirinden ilginç festivallerin tek amacı var: Eğlenmek!

KÖLN KARNAVALI

Her yıl, 11. ayın 11. gününde, saat 11.11’de, Köln’de, Almanya’nın en büyük şenliklerinden biri başlar: Köln Karnavalı, bir diğer adıyla ‘beşinci mevsim’. 11 Kasım sabahı; şehir kültürünün bir parçası olarak, Köln sokakları birbirinden farklı karnaval kostümleri giymiş ve beşinci mevsim’in başlangıcını kutlayan insanlarla dolar. Köln, yılın bu döneminde, karnaval coşkusunu yaşamak için yurt içinden ve yurt dışından gelen turistlerin akınına uğrar. Günlerce süren karnavala, Noel döneminde ara verilir ve şubat ayında karnaval kutlamaları; kaldığı yerden daha çoşkulu bir şekilde devam eder. Karnavalın ilk günü, geleneksel karnaval şarkıları söylenerek ve Köln’e özgü bir bira olan Kölsch tüketilerek geçer. Beşinci mevsim’in resmî açılışının kutlandığı bu günde; birbirinden farklı kılığa bürünmüş katılımcılar, bazı şarkılarda kol kola girip çember oluşturur ve şarkıyı bir ağızdan söylerler. Karnavalın klasik şarkılarından birinin adı da; “18 numaralı tramvay bugün İstanbul’a gider”dir.

RİCHTERSWİL ŞALGAM FESTİVALİ (RİCHTERSWİL RÄBECHİLBİ)

Şalgam gibi sıradan bir sebzenin hasat dönemi şölene dönüştürülebilir mi? Şalgam İsviçre gibi bir ülkede yetişiyorsa, evet! Zürih Gölü kıyısındaki 12 bin nüfuslu Richterswill kasabası her yıl kasımda tarlalardan toplanan ilk şalgamlarla müthiş bir festival hazırlıyor. Şalgamlar oyulup mumlarla aydınlatılıyor, evlerin pencereleri, sokaklar bu şamdanlarla donatılıyor. Ayrıca şalgamdan şamdanlarla süslü araçların katıldığı kortej akşam kasabayı boydan boya geçiyor. Konserler, yarışmalar düzenleniyor. Richterswill 1998’de şamdanlarıyla Guiness Rekorlar Kitabı’na girdi.  Festival kasaba meydanındaki konserle saat 16.00’da açılıyor. Kortej ise saat 18.30’da yürüyüşe geçiyor.

SU FESTİVALİ (BONN OM TOUK)

Kamboçya’daki iki büyük nehirden Tonle Sap her sene bir imkansızı gerçekleştiriyor. Kuzeyden güneye akarken kasım ayında yönünü değiştiriyor. Olay akıl almaz gözükse de aslında nedeni çok basit: Mekong Nehri yağmur mevsiminde taşıdığı bol suyla, Tonle Sap Nehri üzerinden ülkenin tam ortasındaki Tonle Sap Gölü’ne doğru akarken, kuru mevsimde Mekong’un suları azaldığında akıntı yön değiştiriyor. Nehrin ters akmaya başladığı gün, Kamboçya’da büyük şenliklerle kutlanıyor. Su Şenlikleri’nin en büyüğü başkent Phnom Penh’de. Kutlamalar sırasında şehrin nüfusu 1,2 milyondan 2,5 milyona fırlıyor; hayat tamamen duruyor ve herkes sadece kutlamalara odaklanıyor.

Şenliklerin doruğu geleneksel kayık yarışları. 12’inci yüzyıldan bu yana yapılan yarışlara tüm ülkeden 500’den fazla kürek takımı katılıyor. Kayıkların büyüklüğü 30 kişiliklerden 100 kişiliğe kadar çıkabiliyor. Yarışlar üç gün sürüyor, tam 45 bin yarışmacı katılıyor. Kendi şehirlerine has giysilerle yarışmacılar tam bir renk cümbüşü oluşturuyor.  Festival zamanı seyyar gıda tezgahları nehir kıyısına toplanıyor. Çerezci kızarmış karafatma, su kurdu, kurbağa ve örümcek satıyor. Izgara muz, en popüler sokak tatlarından. Üzerine tuz dökülüp rengi esmerleşene kadar ızgara yapılan muzlar açlık bastırmak için birebir. Festival aynı zamanda ülkede balıkçılık sezonunun da açılışını simgeliyor.

PUSHKAR DEVE PANAYIRI (PUSHKAR CAMEL FAİR)

Dünya seyahat medyasının, kaçırılmaması gereken en ilginç festivaller ve ”ölmeden önce görmeniz gereken”ler listelerinden eksik olmayan Hindistan’daki Pushkar Deve Panayırı (Pushkar Camel Fair), başta develer olmak üzere binlerce büyükbaş hayvanın pazarlandığı muazzam bir etkinliktir. Bir taraftan develer alınıp satılırken bir taraftan da kutsal gölün kıyısında ibadet sürer. Bu panayır Hintliler için, yoksunluktan ve acımasız çöl koşullarından bir nefes almaktır. Dönme dolaplarda renkli sarileri içinde kadınlar kıkırdar, tezgahların önü meraklı alışverişçilerle dolar, şairler ve ozanlar etraflarını saranlara kahramanlık hikayeleri anlatır, çadır sinemalarda filmler gösterilir, karanlık inince akşam yemekleri hazırlanır, kamp ateşleri çölde yıldızlar gibi parlar…

Efsaneye göre Yaratıcı Tanrı Brahma, kutsal kurban töreni için yer ararken lotus çiçeğini elinden düşürmüş ve burada bir göl oluşmuş. Lord Brahma’yı onurlandırmak için her yıl düzenlenen bu festivale yaklaşık 200 bin hacı, çiftçi ve deveci katılırken onlarla birlikte 50 bine ulaşan deve ve büyükbaş hayvan da Marusthali Çölü’nün kenarındaki Pushkar kasabasında toplanır. Yılın büyük bölümünde boş ve kasvetli olan Marusthali Çölü, bu festival sırasında hiç alışık olmadığı bir insan seline ve renk cümbüşüne sahne olur.

Panayırın en can alıcı noktası, Kartik Purnima yani ritüellerle adak adandığı gündür. Bu aynı zamanda festivalin kapanışıdır da. Ghat’larda yıkanma şafak vakti başlar. İğne atsanız yere düşmez. Yıkanma ritüelinin ardından inançlılar Brahma’ya tapınmak için uzun kuyruklar oluşturur. Pushkar’ın en romantik ve etkileyici görüntülerinden birine dolunay gecesi şahit olursunuz. Küçük yaprak kayıklar, içlerine yerleştirilmiş çiçekler ve yağ lambalarıyla kutsal gölün üzerine bırakılır. Binlerce yıldız gibi sudaki titrek yansımalarıyla bu iddiasız, küçük kasabanın kutsallığını bir kez daha hatırlatır.

ŞENLİK ATEŞİ FESTİVALİ (BONFIRE NIGHT FESTIVAL)

İngiltere’nin Doğu Sussex bölgesinde 16 bin nüfuslu, huzur dolu bir kasaba Lewes’te 1650’den bu yana her yıl kasım başında özel bir geçit töreni düzenleniyor. Saat 17.00’de kasabanın yolları trafiğe kapatılıyor. Lewes halkı rengârenk kostümler giyip, ellerine büyük meşaleler alıp uzun bir kortej oluşturuyor. Bu kortejde kadınlar, erkekler farklı ekipler oluşturuyor. Her ekibin giysi renkleri aynı. Gece boyunca havai fişekler patlatılıyor. Tepeden aşağıya içi zift dolu, ateşe verilmiş variller yuvarlanıyor. Daha sonra bu variller törenle Ouse Nehri’ne atılıyor. Bu arada kostüm yarışması yapılıyor. Tüm bu kutlamalar ortaçağ İngiltere’sinde Guy Fawkes’un başarısız suikast girişimi sonrasında başlatılan şölenlere benzese de herhangi bir ilgisi yok. Bu olaydan yüzyıl önce 7’nci Henry’nin kızı Mary Tudor tarafından başlatılan katliamlar sırasında köyde Protestanların öldürülmesiyle bağlantılı. Ateşlerle gece aydınlatılıyor, kötülükler kovuluyor. Üşümemek için de bol bol içiliyor!

 

MAYMUN AÇIK BÜFE FESTİVALİ

Her yıl Kasım ayının son Pazar günü, Tayland’ın başkenti Bangkok’un kuzeyindeki Lopburi kasabasında dünyanın en ilginç festivallerinden birisi düzenleniyor. “Maymun Açık Büfe Festivali”nde (Monkey Buffet Festival), yaşayan 3000 maymun için, meyve sebzelerle donatılmış devasa bir açık büfe kuruluyor. Bölgenin en önemli turistik etkinliğine katılan izleyiciler de uzaktan bu manzarayı izleyerek farklı bir keyif yaşıyorlar. Tayland’ın en ilginç festivallerinden biri olan Maymun Açık Büfe Festivali, her yıl yüzbinlerce turisti Lopburi kasabasına çekiyor.

LA FUGARENA FESTİVALİ – İTALYA

Avrupa’nın en otantik ve eski halk festivallerinden biri olan Fugarena Festivali, her Kasım ayında İtalya’da gerçekleşiyor. Festival, Piazza d’Armi meydanında yakılan ateşle başlayıp, halkın bu göz alıcı ateşin etrafını çevrelemesiyle devam ediyor. La Fugarena Festivali’nin kökeni, putperest inancına sahip Kelt kavimlerinin şükür ateşlerine dayanıyor. Keltlerin zamanında, etlerini kullandıkları sığırların geriye kalan kemikleri biriktirilir ve kutsal sayılan gün geldiğinde ise bu kemikler ateşe atılırdı. Ateşe ilahi bir anlam yükleyen Keltler, bu şekilde tanrılarına şükran sunduklarına inanırlardı. Fakat bu ateşe günümüzde sığır kemikleri yerine, toplum için değerli olan üzüm ve zeytin ağaçlarından parçalar atılıyor.