KATHERİNE L’HEUREUX İLE YÜZYÜZE

0
katharine 0009

Saf argan yağı Katharine L’Heureux tarafından kurulan butik cilt bakım serisi Kahina Giving Beauty’nin kalbinde  yer alıyor. Kaynağına aldığından daha fazlasını geri vermek L’Heureux’un verdiği taahhüt. Yazar: Kate O’Brien

Katharine L’Heureux, 2007’de karşısına çıkan Fas’ı ziyaret etme fırsatı içindeki bir tutkuyu ateşlemeden önce yayıncılık ve halkla ilişkiler ile uğraşıp New York’ta kocası ve üç çocuğuyla yaşayan bir kadındı. Şöyle açıklıyor; “Elliye yaklaşıyordum ve daha sağlıklı bir yaşam tarzını deniyordum. Topraksı, organik kokulu ve doğal cilt bakım ürünleri o sıralar piyasadaydı fakat hiçbiri bana gerçekten lüks bir cilt bakım ürünü gibi gelmedi. O ürünlerin benim vücudumda etkili çalışacağına güvenmiyordum. İlk ve en önemlisi cilt bakımı biraz çalışma ister. Fas çöllerinde cildim o kadar kurumuştu ki yerel bir kuaför olan kadın bana biraz argan yağı verdi. Gerçekten işe yaradı ve çok sevindim. Fas’ı çok seviyorum.”

Bu berberler argan çekirdeklerinin preste suyunu çıkartarak kuru çöl havası ve yaşlanma işaretleriyle yüzyıllardır savaşıyorlar. Yağın kaynağı yerel halk arasında ‘Hayat Ağacı’ olarak bilinen argan ağacı. Sadece güney batı Fas’ın Souss Vadisi’nde yetişen bu ağaçların görüldüğü bölgeler şimdi UNESCO biyosfer rezervi.

E vitamini açısından zengin, başlıca yağ asitleri ve antioksidanlar bulundurarak her cilt tipini yumuşatma, tamir etme ve yeniden canlandırmaya yardımcı oluyor. New York’a geri döndüğünde L’Heureux kendi kullanımı için az miktarlarda yağ sipariş etmeye başlamış.

Daha sonra bir şeyler onu bu organik, sürdürülebilir ürünü biraz daha ileriye götürmesi için harekete geçirmiş. Daha sonra saf, doğal ve sürdürülebilir bir marka olan Kahina Giving Beauty hayata geçmiş.

Bu hareketin zamanlaması da o kadar iyi yapılmış ki, L’Heureux’e göre saf ve receteli cilt bakımıdaha sadece başlangıç aşamasında. “Daha fazla insan geleneksel güzellik ürünlerinin içinde neler olduğunu farketmeye başladıkça ve bu toksik içerikler hastalıklara yol açtıkça, çevreye ve hayvanlara verdikleri zarar görüldükçe insanlar başka alternatifler aramaya başlayacak. Doğal cilt bakımıyla ulaşılan sonuçları gördüklerinde, seçim yapmak çok daha kolay olacak.”

Besleyici, yağ asidi zengini, yüzey ve iç tabakalarda cildi dengeleyen, güçlendiren ürünlerin medikal firmalar tarafından reklamları yapılan kozmetik ürünlere göre daha ağır bastığını söylüyor.  “İçerdiği malzemeler, hücre büyümesi, tamiri ve ciltteki enfeksiyonları engellemek için çalışan doğaya en yakın kaynaklardan alındı. Uygun nem, pH ve antioksidan desteği olan bir cilt olması gerektiği şekilde çalışır yani tahriş edici etkilere karşı kendini korur ve yabancı maddelerin cildin alt tabakalarındaki gözeneklere yerleşmelerini engeller, canlı görünür, yumuşaktır. Cildin yaşlanmasına sebep olan çok fazla etken var ama benim felsefem her zaman biraz daha geliştirmek için en iyisini yapmak, değiştiremediklerimi ise kabullenmek. İyi yağları bolca tüketin (avakado, fındık ve özellikle balık), çok su için, egzersiz yapın, direkt güneş ışığından kaçının, ciltte yanık ve enfeksiyonlara sebep olacak toksinlerden kurtulmaya çalışın, yaşadığınız ortamda ve kullandığınız ürünlerde alerjiye sebep olan faktörler varsa bunları belirleyip uzak durun. Stresin de büyük bir rolü var. Yukarıda bahsedilen bütün bu etkenler hakkında çok fazla telaşlanmak da korumaktan ziyade zararlı bir etki yapar.”

L’Heureux’ün mantrası ise şu: Yapabildiğinizin en iyisini yapın ve yanlışlarınızda kendinizi yargılamayın. Kadınların daha iyi hissetmelerine yardımcı oldukları sürece kozmetik müdahalelere karşı gönülsüz olmadığını söylüyor. “Yüzüm normalde son derece ifadelidir ve yirmilerimden beri göz kenarlarımda kırışıklarım vardı. Birkaç yıl önce botoks denedim fakat sonuçlar beni memnun etmedi. Gözlerim yorgun görünüyordu ve insanlara yüz ifadelerimi gösterememekten nefret ediyordum. Kırışıklarımın kıymetini bilmeye başladım. Onlar bugüne kadar ne kadar güldüğümün göstergesi. Kocam onların birer mücevher olduğunu söylüyor.”

Kahina’nın getirdiği bereket köklerine geri dönüyor ve uygun bir yağ için argan çekirdeklerini toplayıp kıran kadınlara veriliyor. Şirket karının belirli bir yüzdesini bölgedeki kadınlara faydalı olacak programları desteklemek için bağışlıyor. Bunlardan bir kısmı klasik odun sobalarını güneş enerjili sistemlerle değiştirerek dumanın oluşturduğu hayati tehlikeleri engellemek ve odun yapımı için daha fazla argan ağacı kaybetmemek. Kahina’nın hayırsever partneri High Atlas Foundation ile son girişimi Marakeş’in dışında yer alan ve tek odadan oluşan bir okula çok ihtiyaç duyulan sağlıklı tuvaletleri sağlamak. “Tuvalet olmadığı için kız öğrenciler dramatik bir şekilde okulu bırakıyordu” diyor. “ Şimdi çok basit bir hareketle bu kızlara ilerisi için bir umut veriyoruz. Umarız ki felsefemiz ve kurallarımız müşterilerimizden de karşılık bulur ve güven duyulan, müşterilerinin sadakatini kazanan bir marka oluruz. Kahina küçük bir firma ve  kârımızın çoğunu yeni ürünler geliştirmek için şirketi büyütmek amacıyla tekrar yatırım olarak kullandık. Her şeyden önce sosyal sorumluluk için kullandığımız miktarı ayırıp daha sonra diğer kârımızı hesaplıyoruz. Doğrusu ben yeni yeni maaş alabilmeye başladım. Bu insanı biraz zorlasa da kendimizi bu kadınlara yardım etmeye ve bu küçük işletmeyi ayakta tutmaya adamış durumdayız.”

Kazandığını köklerine geri vermek kadar sağlıklı ve capcanlı bir hayat yaşamak da Kahina’nın altında yatan ahlâki değerlerden bir tanesi. “Mümkün olduğu kadar az işlemden geçmiş yiyecekler yemeye çalışıyorum. New York’ta yaşamak çok yürümek anlamına geliyor. Günde yaklaşık üç mil kadar ve haftada dört gün spor salonuna gitmeye çalışıyorum. Fas’ın halk hamamlarını çok seviyorum. Bütün o kadınlar ve çocuklarla birarada olmak çok sürükleyici ve çok etnik. Her zaman oradan eve bir şeyler getiriyorum ve Kahina’ya daha fazla hamamla ilgili ürün dahil etmek istiyorum. Savon noir ya da siyah sabun (zeytin reçinesinden yapılan bir macun) bir harika. Sıcak odada keseyle uyguladığımda geride yumuşacık ve muhteşem bir cilt bırakıyor.”

L’Heureux, yaşlanma konusunda oldukça ihtiyatlı ve hiçbir yavaşlama göstergesi olmadan hiç olmadığı kadar güçlü ve tutkulu görünüyor. “Harika bir yaşamım oldu ve yaşlanmak da bunun bir parçası. Yirmilerim daha çok başkalarını memnun etmeye çalışmakla geçti; ailem, arkadaşlarım, patronlarım. Biraz utangaçtım ve herkesin benden daha üstün olduğunu düşünüyordum; daha güzel, daha fit, akıllı ve başarılı. Geriye bakıp yaşamımın nasıl değiştiğine baktığımda keşke nasıl göründüğümle ilgili endişelenerek tek bir dakika bile harcamasaydım diyorum.”

Kadere inanan biri olarak yeni jenerasyona tavsiyesi her şeye açık olmak ve içgüdülerine güvenmek. “Risk alın ve sizi nereye götürdüğüne bakın” diyor. “Kahina benim için büyük bir riskti fakat önümdeki kapılar açılmaya başladı. Toplumsal olarak negatiflere çok fazla odaklanıyoruz; her zaman daha iyi görünmeye, daha zayıf olmaya daha iyi olmaya ihtiyaç duyuyoruz. Artık kırışıklara ve tartılara değil çok az şeyi olan fakat kendiyle daha barışık Faslı kadınlar gibi daha anlamlı şeylere odaklanma zamanı. Bana ve bir şirket olarak Kahina’ya ilham veren bu.” “Olabildiğince uzun süre aktif olmaya devam edeceğimden eminim. New York şehrinin enerjisini seviyorum fakat bana yaşam enerjimi veren esas şey ailemle geçirdiğim zaman. Özellikle de açıkhavada ve Hudson Vadisi’nde doğayla içiçe evimizde. Eskiden benim için her şey zayıf görünmeye bağlıydı şimdi ise güçlü olmak önemli olan. Bu gerçek bir değişim ve hayatımın bu bölümü hiç fena değil.  www.kahina-givingbeauty.com