‘Türkiye’ye Geri Geliyor Olmaktan Ötürü Heyecanlıyım’ Joan Baez

1

Tarihe tanıklık etmiş efsanevi sanatçı Joan Baez, yeni albümü “Whistle Down The Wind” ve kariyerinin unutulmaz parçalarıyla ile Fare Thee Well Tur kapsamında 22 Temmuz’da Pasion Turca organizasyonuyla Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.

1953’te henüz 18 yaşındayken ilk kez sahne aldığı 1. Newport Folk Festivali’nden bu yana müzik dünyasında özgürlük ve insan hakları için yazılan şarkıların vazgeçilmez sesi olarak ölümsüzleşen Joan Baez, aktivist müzisyenler arasında öncü isimlerden birisi olarak tanınıyor.

Jackson Browne, JanisIan, John Prine, Stevie Wonder & Syreeta, Dickey Betts of the Allman Brothers Band ve Bob Dylan gibi ünlü isimlerin şarkılarına yer verdiği, 1975 tarihli “Diamonds&Rust” albümü büyük başarı sağlayan Joan Baez, 30’dan fazla albümle müzikte yarım asrı geride bıraktı. 

2007 yılında Grammy Müzik Ödülleri’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görülen Joan Baez, son olarak Mayıs 2015’te Uluslararası Af Örgütü’nün “Vicdan ve Bilinç Elçisi” ödülünü aldı.

Joan Baez, yeni albümü “Whistle Down The Wind” ve kariyerinin unutulmaz parçalarıyla ile 22 Temmuz’da Türkiye’deki son konseriyle Harbiye Açıkhava Tiyatrosun’da dinleyicileri ile son kez buluşacak.

Joan Baez ile kariyerini ve İstanbul konserini konuştuk.

Son albümünüz Whistle Down The Wind bu yıl yayınlandı. Şarkıları nasıl belirlediniz?

Doğru şarkıları bulmak uzun zamanımızı aldı. 1 buçuk yıl önce çalışmalara başladık. Doğru mixleri bulmak için çalıştık ve sonunda istediğimizi aldığımıza inanıyorum. Yeni şarkılar ve en sevdiğim bestecilerin şarkılarına yer verdik.

Müziğiniz, savaşlar, insani krizler gibi küresel sorunları yansıtıyor. Sahnede şarkı söylediğinizde nasıl bir ruh hali içinde oluyorsunuz?

Bazen tamamen müzikle bir oluyorum. Şarkı söylediğim kitleye bağlı olarak değişiyor. Nerede olduğum, hangi dilde söylediğim, şarkıların sıralaması ve izleyiciden geri gelen enerji çok etkili oluyor. Eğer yeterli enerjiyi alamıyorsam şarkılarımı daha kontrollü bir şekilde söylüyorum.

Küçüklüğünüzde babanızın işi dolayısıyla Bağdat’ta yaşamışsınız. O zamanlarla ilgili neler hatırlıyorsunuz? 

10 yaşında küçük bir çocuktum. Bizler için her şeyin yeni olduğu ilginç bir deneyimdi. Yoksulluğa karşı çok duyarlıydık. Bazı akşamlar tüm aile ile birlikteyken dinlediğimiz kuşların seslerini hatırlıyorum. Ama aynı zamanda çok hasta olduğum zamanlar da vardı. Bunlar da hatırladığım üzücü anılar.

Günümüz şarkıcılarına önerileriniz var mı?

Müzik haricinde birçok insanın sesi olmuş olmak beni zenginleştiriyor. Tüm şarkıcılara sadece tavsiye edebilirim, onun dışında bir şey söylemeye hakkım olmadığını düşünüyorum.

Sahne öncesi ritüelleriniz var mı?

Evet yapıyorum. Bugünlerde olduğu gibi her şey yolundaysa bir şey yapmama gerek kalmıyor, sadece şarkı söylemeye konsantre oluyorum. Ama herhangi bir sorun varsa yâda çok özel bir konser için sahneye çıkıyorsam biraz gerginliğim oluyor. O zamanlarda zihinsel olarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum.

22 Temmuz için nasıl bir repertuvar hazırladınız?

Aslında herkesin hatırlayacağı şarkılarla yeni albümümden şarkıların bir kombinasyonu olacak.

Türkiye’deki hayranlarınıza bir mesajınız var mı?

Çok uzun süredir bekliyordum. Tekrar Türkiye’ye geleceğim için çok heyecanlıyım.