Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

    1970 yılında İzmir’de dünyaya gelen Korkut Doğan, yaklaşık on sekiz yıldır İstanbul’da yaşamaktadır. Fotoğrafçılık hikayesi tesadüf sonucu edindiği bir fotoğraf makinesi ile uzun yıllar önce başlamış ancak profesyonel anlamda 10 yıllık bir geçmişe dayanmaktadır. Daha önceleri manzara,  klasik aile fotoğrafları, çiçek-böcek şeklinde çekimler yaparken çektiği fotoğrafların etrafında beğeni kazanması sonucu bu konuda yol alabileceğimi düşünmüştür. Şimdilerde ise ürün fotoğrafçılığı denilince akla gelen isimlerden birsidir diyebiliriz. Daha fazlası keyifli röportajımızda.

    Sizin fotoğrafçılık hikâyeniz nasıl başladı?

    Çektiğim fotoğrafları ilk önceleri stock sitelerinde satışa sundum fotoğraflarımın burada da rağbet görmesi üzerine  işi daha da profesyonel hale getirmek için değerli bir kaç ustadan aldığım dersler  ve Bakırköy’de kurduğumuz Baraka Fotoğrafçılık Sanat Atölyesi ile kurumsal ürün fotoğrafçılığı konusunda da mesleğimi icra etmeye çalışıyorum. 

    Fotoğrafçı için İstanbul nasıl bir şehir? Siz en çok nerelerini, nesini seviyorsunuz bu şehrin?

    İstanbul bence dünyanın merkezidir doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine insanlarımıza dair tüm renkleri içinde barındırmakta olan bir kültür hazinesidir. Coğrafi konumu boğazının güzelliği ile nice ruhlara ilham kaynağı olmuş güzel şehir, fotoğrafçı olarak da benim için elimin altında bitmeyen tükenmez bir kaynaktır.

    Ben İzmir’den İstanbul’a yerleşmiş birisiyim haliyle deniz tutkunuyum gözüm ister istemez hep deniz görmek istiyorum bu açıdan kıyı şeridinin tamamı İstanbul’da en çok beni çeken yerlerdir. İçinize bir sıkıntı düşünce boğazda bir banka oturursunuz uzaklara dalarsınız gemileri tekneleri martıları seyre dalarsınız ya içinizdeki her şey uçup gider sevilmez mi bu şehir.

    Bir fotoğrafta sizin gözleriniz neyi arar?

    Fotoğraf kişiden kişiye algıya bağlı olarak değişen, tarifi belli olmayan bir sanattır aslında. Ben ürün ve reklam fotoğrafçısı olduğum için ister istemez refleks olarak netlik, renkler, ışık, gölgeler, dramalar gibi detaylara da otomatikman takılıyorum. Bu yönü ile normal birisine güzel gelen bir kareyi ben beğenemiyorum ya da tam tersi oluyor. Ancak genel bir tarif vermek gerekirse de bir yemek fotoğrafı gördüğünüzde canınızı çektirebilecek kadar canlı ve net elinizle uzansanız tutup yiyebilirmişsiniz hissi yaratan bir fotoğraf benim için iyi bir fotoğraftır.

    Daha iyi işler çıkarmak için bugüne kadar kendinizi nasıl eğittiniz? Bugün halen içinizden tekrarladığınız telkinleriniz var mı?

    Fotoğraf sonu olmayan dipsiz bir kuyudur. Bir sanatçının diğerine göre gözlem farkı kullandığı ışıklar ruh halini fotoğrafa yansıtması bir diğerinin taklit edemeyeceği bir konudur. Durum böyle olunca iyi bir fotoğrafı taklit etmek demeyelim de ilham alarak ve kendinizden de bir şeyler katarak yeni bir bakış açısı ile yeni bir fotoğraf çekersiniz daha iyi olmaya çalışırsınız. Ben de bu doğrultuda  değerli bir kaç ustadan önceleri dersler aldım ancak daha sonrasında  rekabet ortamında bana yeterli olmadığını anlayınca internet üzerinden yerli yabancı tüm yazılı ve görsel kaynakları videoları online derleri takip ederek bugünlere geldim. İnanın halen her gece yeni bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum  sanırım  bu iş ölene kadar da sürecek. Mutlaka sizden daha iyi birilerinin çektiği fotoğrafları görüyorsunuz tekniğini anlamaya çalışıyorsunuz teknolojik gelişmeleri takip ediyorsunuz ve bu hiç bitmiyor. 

    Bir çok dalda fotoğraf çekimleri yapıyorsunuz (ürün, düğün, iç mekan- dış mekan vb.) siz en çok hangisini çekerken keyif alıyorsunuz?

    Ben ürün ve reklam fotoğrafları özellikle gıda fotoğrafları çekmekten çok keyif alıyorum. Hele bir de çektiğiniz fotoğraflar beğenilince değmeyin keyfinize.

    Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte fotoğrafçı popülasyonunda artış yaşıyoruz. Filtreleri doğru kullanan herkes düşündükleri kadar iyi fotoğraflar ortaya koyabiliyor mu sizce?

    Sosyal medyanın fark edilmeyen etkisi ister istemez gün içerisinde binlerce fotoğraf ve görselle karşı karşıya kalınca insanların iyi birer fotoğraf seçici hale gelmiş olması ve iyi fotoğraf kötü fotoğraf arasında ki farkı anlamış olmasıdır. Teknolojik aletlerin  bir takım hazır filtreler otomatik iyi fotoğraf oluşturma ve çekme özellikleri de eklenince  cep telefonlarımızdan bile güzel kareler elde etmeye başladık.

    İş reklam online satış gibi konulara gelince dokunmadığımız hissedemediğimiz ürünleri satın alırken daha iyi görsellere ulaşmak ve satın almalar sonrasında kötü sürprizler ile karşılaşmamaya çalışıyoruz. Bu açıdan da elimizde kolay ulaşılabilir teknolojik ürünler ile elde ettiğimiz fotoğraflara ilaveten daha iyi ışık daha farklı teknikleri ile çekilmiş profesyonel fotoğraflar çekmek gerekiyor.

    Markalar artık sosyal medyayı bir reklam mecrası olarak görmeye başladılar değil mi?

    Oturduğunuz yerden online alışveriş yapma imkanı markaları mağazalara gitmeden evinizden, cebinizden karşılaştırma imkanı doğunca ister istemez hepimiz bu nimetlerden sonuna kadar faydalanıyoruz. Bu aşamada da her gün açılan binlerce firma, online mağazalar  köklü yerleşmiş markaları rekabet ortamında insanlara bir cep telefonu ile ulaşmak durumunda bıraktı ve daha da nerelere gideceğini kestiremiyoruz. Hal durum böyle olunca da çok köklü bir firma olmak iyi ürünü üretmek bir aşamadan sonra klasik yöntemler ile iyi neticeler vermediğinden kurumlar da sosyal medyayı her bir bireye ulaşmak için kullanmak zorunda kaldı ve bundan sonra da artarak içinde olmak durumunda olacaklar.

    Bu konu kurumsal ürün ve reklam fotoğrafı çeken birisi olarak bizim işlerimize olumlu yansıdı. Kurumlar fotoğrafçılığın sadece vesikalık ya da düğünde çekilen fotoğraflardan ibaret olmadığı ve bu konuda uzman kişilerin de hizmet verdiklerini keşfettiler her gün binlerce fotoğrafın tüketildiği ortamda daha yeni ve daha fazla fotoğraf ihtiyacı için bizlere daha sık ulaşmaktalar.

    Açmış olduğunuz bir sergi var mı ya da açmayı düşünüyor musunuz?

    İki yıl önce tır şoförünün gözünden “Yollar” isimli bir fotoğraf sergisi açtım taksim de daha sonrasında ulaştırma bakanımızın katılımı ile gerçekleşen  UND Genel Kurul Toplantı Salonunda ve Maltepe Üniversitesi 5. Ticaret ve Lojistik Buluşması toplantı salonunda sergileme imkanı buldum. Bu sergimde amaç  bir tır şoförünün gözünden yolları  göstermekti. Aldığım övgü ve tepkiler beni fazlası ile memnun etti şu an için yeni bir sergi planım var. Henüz çekimler tamamlanmadığından dolayı yılsonuna doğru sergilemeyi düşünüyorum.

    Bazı insanlar çalışırken normalden daha sinirli olduklarını söylerler bazıları ise çok sakin olduklarını. Sen iş başındayken nasılsındır?

    Ben fotoğraf çekmekten çok hoşlanan keyif alan birisiyim  fotoğraf çekim sırasında genelde çok sakinimdir  ancak daha sonrasında photoshop kısımları işin işine girince uzayan iş saatleri, sabah çok erken saatlere kadar uykusuz çalışmalar bazen yıpratıcı ve yorucu oluyor ama o aşamada bile etrafıma stresimi yansıtan birisi değilimdir. Olan bana olur genelde.

    Son olarak da en büyük fotoğraf klişesi nedir?

    Lensi büyük olan kişinin fotoğrafı daha iyi olur. Sanırım bu söz çok klişe gerçekle alakası olmayan ancak algısı büyük ve halen devam eden bir durum.