En Büyük Hayalim Uzaya Gitmek “Yusuf Güney”

Mutfak röportajımızda bu sefer küçük bir değişiklik yaptık. Çekimimizi, konuğumuz olan Yusuf Güney’in Çengelköy’de açmış olduğu Chick Shack’ta gerçekleştirdik. Chick Shack, küçük ama sevimli bir fast food dükkanı. Her ayrıntısı ile Yusuf Güney kendi ilgilenmiş. Haftanın birkaç günü de mekanında mutfağa girip, sevenlerine elleriyle tavuk burgerler hazırlıyor. İlgilenenlere duyurulur…

Çekim kısmı ise hayli şenlikliydi. Mutfak kısmı mekanın hemen girişinde olduğu için meraklı gözleri ve misafiri boldu. Mesela oradan geçerken bizi görüp, selam etmek için uğrayan Ahmet Çakar neşemize neşe kattı. Gelene gidene selam etmekten arta kalanda konuştuklarımız ise röportajımızda sizlerle…

Yusuf Güney, şans kapısını nasıl kırdı?

Bence insanlar doğuştan şanslı yaratılır. Şansa inanırım. Bunun sınırı, limiti tartışılır tabiî ki. Hayatta zor zamanlar geçirsem de, çocukluğumu çalışmaktan ötürü yaşayamasam da, çocukluktan ergenliğe güzel bir geçişim oldu. Çocukluğumu yaşayamadan birden büyüdüm.

Kaç yaşındasın?

34

Kardeşin var mı?

17 yaşında erkek kardeşim ve 36 yaşında da ablam var. Ablam İngiltere’de ambulans şoförü.

Sanırım okul hayatın kısa sürmüş.

Türkiye’de ortaokulu bitirdim. Geçen sene liseyi açıktan bitirdim. Üniversite yok.

Çalışma hayatına nereden başladın?

14 yaşında kebapçı olarak başladım. Ben hiçbir şeyin eğitimini almadım, her şeyi görerek yaptım. Kimse bana öğretmedi de, ben kendim öğrendim. Bana tek öğreten kişi dayım olmuştur. Baklava yapmasını öğretmiştir. Onun dışında kebapçıda çalışmam, vinç operatörlüğü yapmam, limanda koca konteynırları gemiye yüklemem. Kamyon şoförlüğünden, tır şoförlüğüne kadar birçok işte çalıştım. Sonrasında sıkıldım mutfağa girmek istedim. İtalyan restaurantında bulaşıkçı olarak başladım. Çünkü eğitimim yoktu. Eğitimim olmadığı için de şef olarak başlayamazdım.

Bir insan çok fazla şeyi deniyorsa; ya maymun iştahlıdır ya da yapmak istediği şeyi gerçekten bulamamıştır ve onu arıyordur. Seninki bir arayış mıydı yoksa mecburiyet mi?

İkizler burcuyum. Bir şeyi başardıktan sonra başka şeyleri de başarmayı istiyorum. Başarma hastalığı var galiba. Bir şeyi sıfırdan öğrenip, onu başardıktan sonra evet ben bunu başardım ve artık yapıyorum. Mesela uçak kullanıyorum, gemi kaptanlığı ehliyetim var. Şuanda çok enteresan başka bir serüvene atıldım. Helikopter kullanma eğitimi alıyorum.

Teknede mi yaşıyorsun?

1 sene yaşadım. Her yaz 5 ay evi kapatıp tekneye yerleşiyordum.

Yalnızlığı seviyor musun?

Genelde yalnız insanım. Kaptanlar yalnızdır.

Seni denize iten özel bir neden var mıydı?

Yalnızlığı seven birisi olduğum için denizde de yalnız kalıyorum ve efsane kafa dinletiyor. Kendimi buldum ve kendi karakterimi orada oturttum. İnsan 20-25 yaş arasında karakteri oturmayıp hala arayış içinde olur ya, benim çok hızlı bir şekilde tekneyle beraber karakterim oturdu.

O zamandan bu zamana ne değişti?

Çok stres yapmıyorum artık. Bizim işimiz ağzına kadar stres dolu. Fazla takmamayı öğrendim. Biraz daha hayatın gerçekleriyle yüzleşmeyi, hayatın anlamını, insanlığın, varoluşun, yaratılışın her şeyin anlamını daha araştırır oldum. Bizim dünyamız, hayatı yanlış yaşayan insanlarla dolu. Mesela sektörden çok fazla arkadaşım yoktur.

Sanat dünyasında olanlar, bu camiadan çok fazla arkadaşım yok derler hep…

Evet, çünkü çekememezlik var. Yüzüne gülüyorlar, arkandan neler neler yapıyorlar. Beklenti çok, çıkarsız hiçbir şey yapmıyorlar. Gündemdeysen herkes etrafında, arayanların çoğalıyor. Bizim işimiz öyle… Gündemde olduğun sürece etrafın şakşakçılarla dolu. Sana ego patlaması yaşatırlar.

Gündemde olmak için özel çaba sarf ettiğin dönemler oldu mu?

Benim hiç olmadı. Öyle bir çabam olsaydı şu anda çok farklı yerlerde olurdum emin olabilirsin buna. Ben zirvelerde olurdum. Şuan ki konumumdan ve durumumdan çok memnunum. Herkes bana diyor ki; senin çok daha gündemde olman gerekiyor, çok daha zirvede olman gerekiyor. Ama o durumlar bana göre değil işte anlamadıkları bu. Ben teknede yaşamaya başladıktan sonra koptum. Bende her şey, ondan sonra farklı olmaya başladı.

Sen kendi sesinin güzel olduğunu ne zaman keşfettin?

17 yaşındaydım. Rafet Bey (El Roman) ile 20 yaşında tanıştım.

Rafet El Roman’ın kulisine kaçak yoldan girmişsin. Bu mevzusu doğru mu?

Evet evet doğru. Arkadaşın basın kartını aldım, kameraman olarak girdim.

Ee hadi sen girdin girmesine asıl şaşırtıcı olan onun senin keşfetmesi olmuş.

O zamanlar tır şoförüydüm, beste yapmıştım. Bestemi ona vermek istedim kendisi okusun diye. Canlı olarak ona okudum şarkıyı, o şekilde tanıştık. Demo istedi aslında, ben de demodan anlamadığım için canlı okudum. Al bu numaram beni ara dedi.

Görüşüyor musunuz hala?

Çok sık görüşmüyoruz. Ara ara konuşuruz ama özel günlerinde mutlaka ararım.

Şu aralar müzik ile ilgili neler yapıyorsun?

Çok spontane bir gelişme oldu. Sevgili Mustafa Ceceli ile stüdyosunda otururken, 10 saniyelik bir melodi dinletti,  onun müziğinin üzerine beste yaptım. 3 saatin içerisinde şarkımız bitti. Söz müzik derken, ben bitirdim, o da aranjesini yaptı. Şimdi o şarkı çıkacak.

Müzikten çok para kazandın mı?

Öncelikle kazandırdım diyeyim. Sen kazanmaya başlayacağın zaman da işler düşer. Yani aman aman bir para kazanmadım.

Müzik sektöründen çok fazla para kazanamadığın için mi eş zamanlı ticaret yapmayı tercih ettin?

Yok, ben tamamı ile babama için açtım bu dükkanı. Bir de esnaflığı ve mutfağı çok severim.

Bilmeyenlere biraz mekanını anlatır mısın?

İstanbul Çengelköy’de Chick Shack adı altında bir yer açtım. Tamamıyla konsept bana ait. Unundan tutun, soslarına kadar. Hatta ekmeğine kadar kendim hazırladım. 17 sene önce İngiltere’de yapmış olduğum mesleği buraya taşıdım. Özellikle bu dönemde açmamdaki sebep tabii ki de müzik kötüye gidiyor kendime ek iş olsun diye değil, babam çok ısrar etti ondan. Kendisi emekli, İngiltere’de yaşıyordu. Buraya gelmek istedi. İstanbul aşığıdır. Burada esnaflık yapmak istedi, bende burayı açtım. Şuan babam işin başında duruyor, bende boş bulduğum vakitlerde burada oluyorum. Gidiyim de işler daha çok çoğalsın diye değil, gerçekten mutfakta olmaktan zevk alıyorum. Mesela; yağ çekmeyen bir un yaptım. Tavuk harcı yani. Kendim baya gidip sıfırdan laboratuarda,  kimyagerlerle birlikte, benim direktiflerim doğrultusunda bir karışım elde ettim. Türkiye’de doğru düzgün tavuk harcı olmadığını gördüm. Patenti bana ait, özel bir karışım yaptım.

Hayranların, mekanına seni görmeye sık sık geliyorlar mı?

Geliyorlar tabii. Biz güzel bir aileyiz, hiçbir zaman kopmadık.

Şube açmayı düşünüyor musun?

Şöyle bir güzelliği var; marka ismi bana ait. Şuanda 2 tane şube isteniliyor. Birisi Azerbaycan’da, diğeri Kazakistan’da. Oralara kadar gideceğiz inşallah.

Kaç dil biliyorsun?

Çok az Almanca, Rusça, Arapça var birazcık da Kürtçe biliyorum. İngilizcem gayet iyi. Başkada hiçbir dil  bilmiyorum, hepsini sallıyorum.

İstanbul’a sonradan gelmiş birisi olarak İstanbul senin için nasıl bir yer?

Aslında İstanbul’a çocukken geldim, kaldım. İlkokul 3. Sınıfa kadar eğitimimi İstanbul’da Bağcılar İlkokulu’nda devam ettim. Dünyayı gezdim, gitmediğim bir yer kalmadı. İstanbul tartışılmasız, dünyanın en güzel şehri. Bunu en güzel “Kaygısızlar” dizi müziğinde, Yeni Türkü’nün jenerik müziği anlatmıştı. “Kirli havasına, kesik suyuna… Biz geldik İstanbul, al kollarına!”. Buranın curcunasını seviyorum. Buranın kendine ait bir havası ve düzeni var.

Geleneksel bir adam mısın?

Yerine göre. Aslında çok değişkenim. Bazen çok fazla geleneksel olabiliyorum, bazen de anlam veremeyeceğim kadar modern bir adam oluyorum.

Kendinle ilgili en büyük çıkmazın ne?

Çok takıntılarım yoktur benim. Çok çabuk sinirlendiğimi söylerler, o da benim doğamda var. Karadenizliyim. Çabuk sinirlenirim ama hemen de gönül alırım.

Aşk adamı mısın?

Yani, genelde.

Evlenmeyi düşünüyor musun?

Bence zamanı yavaş yavaş geliyor.

Çocuk istiyor musun?

Evlenirsem tabiî ki de yapacağım. Evliliği bağlayan en büyük unsur bence çocuk. Yani fevri hareket ettirmiyor seni ikinci kez düşündürtüyor. Hemen gaza gelip boşanacağım demiyorsun.

Camiadan birisiyle evlenir misin?

Valla öyle bir takıntım yok, evlenirim. Ama bence evliliğin yürümesi zor olur.

En büyük hayalin ne?

En büyük hayalim uzaya gitmek. Takıntılıyım uzay bilimine, gök bilimine, gezegenlere. Gerçekten, uzaya gitmeyi çok istiyorum.

Yeni bir Mustafa Topaloğlu vakasıyla mı karşı karşıyayız?

Gerçekten, bilgim de var dalga geçmiyorum. Gezegenler arasında kaç km var sor, ben söylerim sana. Benim evimde profesyonel teleskop var. Satürn’ün etrafındaki halkaya kadar görebiliyorum. Saatlerce oturup gökyüzünü izliyorum.

Son olarak, televizyonda bir iş yapacağını söylemiştin, biraz ondan da bahsedelim mi?

TRT World kanalında, yemek – gezi programına başlayacağım. Şuanda görüşmeler bitti, deneme çekimler yapıldı. Şimdi de esas çekim yapılacak. Mart ayında sanırım başlayacak. Güzel bir çekim olacak, gezeceğiz. Sunacağım program tamamıyla İngilizce olacak. Tek başıma sunacağım.

Videomuzun tamamını buradan izleyebilirsiniz 😉

HTML