‘Sinan Kuran’ – “İlk İşe Başladığımda İki Kişiydim, Şimdi Yüzleri Geçtik”

Zaman zaman yanılsam da hala vazgeçmediğim ve tek bildiğim; ben güldüğümde ekibimin de güldüğü, suratım asıkken onların da suratının asık olduğudur. Bazen olumsuzluk bile uyumun, ahengin güzel bir örneğidir.  

Öncelikle sizi yakından tanıyabilmek adına kendinizden biraz bahseder misiniz?

Merhaba, 1970 yılında Ankara’da doğdum. Evliyim ve iki kızım var. Mimar Sinan Üniversitesi İç Mimarlık Bölümünden mezun oldum. Mezun olduğum senede şirketimi kurup Ankara’dan sonra ailecek taşınmış olduğumuz İstanbul’un hala bitmeden bana hayatı var olmayı, mücadeleyi öğretmesine şahit oluyorum.

Çocuklarım olduktan sonra daha farklı bir gözle bakıyorum yaşama, çok daha keyif alıyorum her şeyden. Bir şeyler öğrenmek güzel ama öğretmek çok daha güzel. Tam bir doğa düşkünüyüm. Olmazsa olmazım balık avı. Dünyanın bir çokyerinde vakit buldukça turnuvalara katılıyorum. Yeni insanlar ve yeni yerler görüp, keşfetmekten keyif alıyorum. Ailecek seyahat etmeyi çok seviyoruz.

Üniversite son sınıfta ufak tefek işler yapmaya başlamıştım. Her zaman gözüm yapabileceğim boyuttaki işlerde olmuştur, benim için en önemli şey başarmaktır.

Biz aslında sizinle meslektaşız. Grafik Tasarım mezunusunuz hayalinizde İç Mimar olmak mı vardı?

Babam Yüksek Mimardı. Almanya’dan mezun olup Türkiye’ye gelmiş ve kendi iş yerini kurmuştu. Bilirsiniz çocuklar hep ailelerini örnek alır, ben de uzun süreler babamın günün neredeyse tamamında hiç elinden kalemi düşürmeyip çizim yapmasını seyrettim.

Zaten baktığımda ismimi Sinan koymuşlar, kendisi de mimar. Ben de yakışanı yaptım, üstüne bir de Mimar Sinan Üniversitesi’ni kazandım daha da fazlası evet ben iç mimarlık mesleğini çok sevdim. Çabuk sonuç almayı, hızlı olmayı seviyorum. Benim için en keyifli kısım; bir işi bitirip, karşısına geçip ona bakmak ve yenisine geçmek.

Mimarlıkta işin tabiatı gereği, betonarme kalıp v.b. gibi beklemeni gerektirecek bir sürü etken var, bu iç mimarlıkta çok daha kısa ama kesinlikle mimarlık ve iç mimarlık beraber yürür ise daha mükemmel sonuçlar çıkar.

Mimaride etkilendiğiniz önemli bir şahsiyet oldu mu?

Evet üç yıl önce gezdiğim Marques de Riscal Vineyard Hotel ve sonra kendisini araştırmaya başladığım Frank Gehry etkilendiğim mimarlardan. Ben kendime çok yakın buluyorum yaptıklarını, sanki bir iç mimar rahatlığıyla yapılabilirliğini bile sorgulamadan korkusuz tasarımları çok hoşuma gidiyor. Ayrı ayrı baktığında bir birine hiç yakışmayacağını düşündüğün şeyleri tasarımla, büyük ustalıkla bir araya getiren bir mimar.

Mesleğe başladığınız o yıllarda mimari ne durumdaydı?

Büyük şehirlerde özellikle yurt dışında mimarlık mesleğine ve şehirciliğe inanılmaz saygı var. Bundan 20 yıl önce bence mimarlar daha idealistti. Şu anda ortama ve şartlara göre evrim geçirmiş durumda.

En büyük ilham kaynağınız ne?

En büyük ilham kaynağım doğa. Yaptığım tüm tasarımlarda modern çağın uzaklaştırdığı tabiattan bir parça koymaya çalışıyorum. Tasarımlarıma kesinlikle doğal ve geri dönüşümü olan malzemeler kullanıyorum ve özellikle enerji tasarrufuna önem veriyorum.

Biraz ofisten ve işteki aşamalardan bahsedebilir misiniz?

Benim güzel ofisim. Her birey biz de bir şirkettir, kimsenin önünü kapatmam.. Ben ülkenin geleceğinin annelerin elinde olduğunu düşünüyorum. Ofisimin % 70’i hanımlardan oluşuyor. Ofisimin başında, on yıldan fazla bir süredir Sema Hanım var. Ben işi getiririm, ekibim işi bitirir. Bizdeki sistemi kısaca anlatayım. Projenizi almaya yönetici ekibimle karar veririz ve her projeyi almayız. Zaman ve kalite bizim için önemlidir. Bizde tasarım ekibi, proje ekibi ve teknik ekip ayrıdır. Bünyemizde otuza yakın mimar ve iç mimar çalışmakta. Ortalamada proje büyüklüğüne göre her mimar 1 ya da 2 projeye bakar ve her şantiyede mimara bağlı tekniker bulunur. Mimar çalışacağı alt tasarımlarını havuzda bulunan kişilerden kendisi seçer. Çalıştığımız tüm ekipler, alçısından boyacısına kadar bizim başarımızda emeği olan en az on yıllık ekiplerdir. Ekiplerin anlaşması bizim için çok önemlidir.Böylece hepsi birbirinin işine saygı duyup, bozmaz.

Çok büyük bir ekiple çalışıyorsunuz, bu ahengi nasıl sağlıyorsunuz?

Öncelikle onlardan biriyim. İşime yönetici olarak başlamadım; boya yapmayı da, temizlik yapmayı da bilirim. İşe başladığımda iki kişiydim, şimdi yüzleri geçtik. Zamanı gelir onlardan biri olurum, aynı çayı içerim, aynı yerde otururum. Ben korkuyla yönetmem,  saygıyla yönetirim. Zaman zaman yanılsam da hala vazgeçmedim, tek bildiğim; ben güldüğüm de onların da güldüğü, suratım asıkken onların da suratının asık olduğu. Bazen olumsuzluk bile uyumun ahengin güzel bir örneğidir.

KRN Mimarlık firmasını kurarak, sadece Türkiye’de değil, Polonya, Fransa, Suudi Arabistan, Rusya ve Irak’ta 500’e yakın proje bitirdiniz bu başarıyı neye borçlusunuz?

Bu başarıyı iyi bir ekibe borçluyum. Onlar iyi oldukça siz dış dünyaya daha iyi bir gözle bakabiliyorsunuz. Artık sadece iyi işi yapmak yeterli değil, kesinlikle iyi bir çevre gerektirir. Yabancı markalarla uzun süredir çalışıyoruz .Her başarılı iş size yeni bir iş getiriyor.

Ülkemizde mimarlığın daha iyi bir seviyeye gelmesi için zengin ve tarihi kültürel arka planımızı daha iyi nasıl değerlendirebiliriz? Bize özgü bir mimari anlayış yaratmakta bu husus ne derece önemli?

Türkiye olarak çok zengin, aynı zamanda tılsımlı bir kültürümüz ve tarihimiz var. Biz mimarlar olarak yaptığımız eserlere ruhunu vermek açısından kültürümüzden, yaşantımızdan, inançlarımızdan, umutlarımızdan  kısaca bizi biz yapan tüm özelliklerimizden yararlanmalı ve hayal gücümüzü yaratıcılığımızla bütünleştirip eserler yapmalıyız diye düşünüyorum. Bunun yanında sadece bizim tarih ve kültürümüzü bilmek yeterli değil, mimar olarak dünyadaki değişimlerden ve yeniliklerden haberdar olmalıyız.

İstanbul’daki kentsel dönüşüm çalışmaları hakkında görüşleriniz neler?

Türkiye’nin ekonomisi inşaata dayalı bildiğiniz gibi. Öncelikle depremden dolayı 2014 yılında riskli binaların yıkımı ve yeniden yapılması olarak başlayan bu dönüşüm, mevcut göçün hızlanması ve gecekondulaşmanın önüne geçmek için özellikle İstanbul’da belli başlı bölgelerde inanılmaz hızlı oldu. Ben bu dönüşümün doğru şehir planlaması ile birlikte yani alt yapı ile birlikte aynı anda yapılırsa doğru buluyorum. Tabiki İstanbul’un tarihine saygı duyarak.

Son dönem projeleriniz veya gelecekte hayata geçirmek istediğiniz projeler neler?

Şu anda yurt dışı projelerine ağırlık verdik. Rusya ve Amerika’da işlerimiz var. Hayalimdeki projem; odalarının büyüklüğü ve adedi ile anılmayan, şehrin merkezinde nefes alabildiğim doğa dostu bir otel yapmak.

Son olarak, genç mimarlara neler tavsiye edersiniz?

Yeni mezun arkadaşlarımdan; bakmakla görmenin farkının ne olduğunu anlamalarını rica ediyorum. Sabırlı olsunlar, bir şeyi başarmanın detaylarda gizli olduğunu bilmelerini, çok okuyup araştırmalarını tavsiye ederim.