Lejant Proje ‘Doğal Işık Ve Havalandırmayı En Etkili Şekilde Kullanmaya Çalışıyoruz’

Lejant Proje olarak, tasarımlarımızda yapının çevreyle kurduğu ilişkinin yüksek niteliğine, enerji tüketiminin minimuma indirgenmesi amacıyla bölgenin iklimine uygun çözümler üretilmesine, enerjinin verimli kullanılmasına, malzeme seçimlerimizde çevreye uyumlu ve duyarlı olmasına özellikle önem vermekteyiz.

Bize biraz kendinizden, tasarım ile ilk tanışmanızdan ve bugün yaptığınız işlerden bahseder misiniz?

Lejant Proje olarak bünyemizdeki tasarımcı mimar ve iç mimarlarla birlikte mimarlık, iç mimari ve kentsel tasarım konularında proje ve danışmanlık hizmetleri vermekteyiz. Ekibimizle beraber bulunduğu çeyreye uyumlu, bulunduğu yere değer katan, modern, yenilikçi, birbirini tekrarlamayan, özgün, fonksiyonel, enerji tasarrufuna özen gösteren ve benzeri kriterleri dikkate alarak çok yönlü tasarım örnekleri hayata geçirdik ve bu hedefte ilerlemeye devam ediyoruz. Tasarımlarımızda işlevselliği arayan kullanıcı, kar etmeyi amaçlayan yatırımcı, zevkli bir çevre arzulayan komşular gibi tüm faktörleri dikkate alarak herkesi memnun etmeye çalışıyoruz. Mimar, yatırımcı, kullanıcı ve çevre mutluluğu tasarımın başarısıdır.

Lejant Proje olarak bugüne kadar hayata geçirdiğimiz her projeye inanarak adım attık. Tasarımından yönetimine, yatırımdan danışmanlığa kadar yer aldığımız tüm projeler bizim için, en iyisi ne olabilir sorusuna aranan cevaplardı. Son projelerimizden Cubes Ankara, Aden Ballıkpınarı ve Cam Ofis projelerimizde olduğu gibi. Ama tabiki burada sayamadığımız birçok projemiz var.

Yeni bir projeye yaklaşımınız nasıldır? Yaratım süreciniz nasıl ilerler?

Yeni projeler bizi her zaman heyecanlandırır. Projenin ilk aşamasında tüm ekip bir araya gelip proje üzerinde tartışıyoruz. Kim hangi öneride bulunursa bulunsun her türlü teklifi dikkate alıyoruz ve proje ile ilgili en önemli kararları birlikte veriyoruz. Aynı zamanda mimari ve özellikle iç mimari projelerimizde yaratım sürecinde kullanıcı katılımı, kullanıcıyı tasarıma dahil etme yöntemlerini kullanıyoruz. Bu bağlamda, kullanıcı-mekan uyumu, kullanıcı-çevre ilişkileri, kullanıcı tercihleri gibi konulara yaklaşarak, mesleki bilgi ve deneyimin kontrolünü kaybetmeden, kentsel mekana dair karar ve tasarım süreçlerine kullanıcının katılımını önemsemekteyiz.

Yaratım sürecimiz ilk olarak konu ve konuyla ilgili yatırımcının vereceği brif ile başlar. Aynı zamanda araziyi doğru okuyabilmek ve yorumlayabilmek üzerinde yoğunlaşıyoruz. Arazinin konumu, bölgenin genel özellikleri, iklimi ve yönlenmeye uygun çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bazı arsalarda çok şanslı olabiliyorsunuz. Örneğin; çok güzel bir manzara yönünde, hakim rüzgarı etkisiz, güneş faktörünün olumlu oluşu tasarım şansı olurken, bunun tam tersi bir durum söz konusu olduğunda işler baştan zorlaşıyor.

Bunun beraberinde imar yönetmeliklerine önem vermek durumundayız. Bir diğer önem verdiğimiz konu da işlev. İşlevin formu doğurduğunu, işlev ve formun ayrılmaz bir ikili olduğunu söyleyebiliriz. Bu bilgi ve verilere göre yapıyı şekillendiriyoruz.

Önce fikirde, çizgilerde mi yoksa materyalde mi karar kılıyorsunuz? Tasarımın bu olmazsa olmaz öğelerine bakışınız nasıl?

Tasarımın her öğesi önemli olmakla birlikte, biz ihtiyaç programı sonrasında kurgulanan konsept aşamasının yapının karakterini belirleyen en önemli faktör olduğunu düşünüyoruz. Konsept; yapının kullanım amacının gerekliliklerinden, ihtiyaç programından ve yapının çevreyle ilişkisinden çıktığı için çizgileri ve malzeme seçimini bu konsepte uygun şekilde belirliyoruz. Dolayısıyla mimari konseptin ortaya çıkma aşamasında; materyal seçimini biçimsel tasarımdan ayrı bir parametre olarak değil, ikisinin birbirini tamamladığı ana öğeler olarak görüyoruz.

Bir projede sizi ne heyecanlandırır? Yeni bir şey yapmanın en keyifli yanı ne?

Aslında yeni olan her bir projenin, fikrin veya düşüncenin bizi heyecanlandırdığını söyleyebiliriz. Zaten genç, dinamik ve araştırmacı bir ekipten oluşan Lejant için yeni proje demek; tasarımın her anlamda tartışılabildiği, içerisinde mutlaka sanatın ve estetiğin ama aynı zamanda mühendisliğin gündeme getirildiği yeni bir üretim alanı demektir. Mimarlığın kendi doğasının ortaya çıkardığı bu disiplinler arası üretim alanı, bizim her seferinde bulunmaktan keyif aldığımız ve mimarlığı farklı bakış açılarıyla deneyimlememiz anlamında oldukça geliştirici bir süreçtir.

Yeni bir proje ve yeni fikirler üretmenin keyfini en güzel anlatan projemiz Cubes Ankara diyebiliriz. Cubes Ankara projemiz mimarlığın yeniden yorumlandığı, yenilikçi, yaratıcı ve farklı bir mimari konsepte sahip. Cubes; pek çok farklı cube’ün bir araya gelmesiyle oluşan kübik bir proje. Projenin içindeki farklı cube’leri bir araya getirerek kullanıcının istediği büyüklük ve yapıda bir ev veya ofis tasarlanabilmesini sağlıyoruz. Bu kullanıcı katılımını hedefleyen, insanların hayal güçlerini onlara sunulan seçeneklerle sınırlamayan, metrekareler satın almak yerine, ihtiyaçları ölçüsünde Cube’leri birleştirerek mekan yaratmalarını sağlayan bir konsept. Kullanıcıyı tasarıma dahil ettiğimiz en keyifli projelerimizden.

Size göre sizin tasarımlarınızı farklı ve özel kılan şey nedir?

Tasarılarımızda en önem verdiğimiz konulardan biri yapının kimlik değerinin olmasıdır. Her tasarımımız, kullanıcı kitlenin beklentilerine, çevre yapılar ve doğa ile uyumuna göre şekillenmektedir. Tasarımlarımızı bir yerden alıp başka bir yere koyamazsınız çünkü her tasarım uzun araştırma ve çalışmalar ile bulunduğu bölgeye ve kullanacak kişilere göre şekillenmektedir. Bu konuya, tasarım aşamasındayken arazide bulunan bir ağacı kesmemek için bu ağaç çevresinde konsepti yapılmış olan, Cam Ofis projemizi örnek verebiliriz. Cam Ofis’in mimari tasarımı mevcut yeşil

alanların korunması kararı üzerinde şekillendirilmiştir. Bu yönde yapının formu ve ana giriş aksı arsa üzerinde bulunan yüksek çam ağaçlarına göre belirlenmiş ve bu aks referans alınarak genel yerleşim şeması oluşturulmuştur.

Malum şuanda yaz mevsiminde olduğumuzdan dolayı herkes yazlıklarına gidiyor tadilat işleri yoğunlukta. Yazlık evleri dekore etmenin püf noktalarını verebilir misiniz?

Yazlık evlerin, mevsimsel olarak farklı dönemlerde ve farklı fonksiyonlarda kullanıldığı düşünülürse; tüm hava şartlarına dayanıklı, bakımı ve temizliği kolay ürünlerin seçilmesi doğru olacaktır. Bunun dışında mekanı hem yaz hem de gerektiğinde kış aylarında rahatça kullanabilmek adına sıcak bir atmosfer yaratabilecek malzemeler/ürünler seçilebilir. Zeminde seçilecek olan malzemenin (doğal taş, doğal ahşap, vs.) veya duvarda kullanılacak olan renk veya kaplamanın (duvar boyası, duvar kağıdı, tuğla duvar vs.) birbirleriyle renk ve sıcaklık uyumu mekanda belli bir denge sağlayacaktır.

Minimal bir tasarım çizgisi, yorucu olmayan sade mobilyalar/ürünler, olabildiğince az eşya ile mekanın boşluğunu tasarlamak; şehrin karmaşıklığından uzak kalınan ve çoğunlukla dinlenme amaçlı tercih edilen yazlık evlerinin kullanım konseptine uygun olacaktır.

Yazlık evleri daha kullanışlı yapmak için nelere dikkat edilmeli? Mobilya seçimi neler olmalı?

Kullanılacak hareketli mobilyaların bitiş malzemelerinin su ve neme dayanıklı olmaları, kullanıcıya kolaylık sağlayacaktır. Üst bitiş malzemesi kumaş olan ürünlerin ayrıca güneşin ultraviole ışınlarının zararlı etkilerine karşı dayanıklılığı tescillenmiş olması ayrıca önemlidir. Dış mekanda da uzun süre dayanabilecek, iç nemi atılmış, örneğin bambu gibi malzemeden oluşan mobilyalar hem şık, hem de fonksiyonel olarak değerlendirilebilir. Ayrıca hareketli mobilyaların olabildiğince hafif, kolay taşınabilir ve portatif olması, dinlenmeye ve uzun vakit geçirmeye yönelik oturma üniteleri – puflar & minderler, yazlık ev konseptine uyum sağlayabilir.

Genel ürün seçimlerinde ise; evin konumlandırıldığı bölgeye ait yerel malzemeler, hem malzeme tedarik kolaylığı hem de ilerisi için bakım-onarım kolaylığı anlamında sürdürülebilir olacaktır.

Bunların dışında; özellikle sabit mobilya ahşaplarının, varsa parkenin son katmanındaki koruyucu cilalar su ve neme dayanıklı nitelikte olup, mümkünse thermowood ürünler kullanılması (fırınlarda yüksek derece ısılarda kurumaya bırakılıp iç neminin atılmış olması) önemlidir. Bu sayede mobilyalar ve malzemeler ileride oluşabilecek kabarmalara veya hasarlara karşı dayanıklı olacaktır. Dış mekan zemin kaplama malzemelerinde; gün içerisinde bu yüzeylerin suya maruz kalacağı göz önünde bulundurulursa, dokulu doğal taşlar veya yüzeyi kaygan olmayan seramikler (Lappato) tercih edilebilir.

Dünyada tasarım artık sadece estetik ve ergonomi değil aynı zamanda doğayla uyumlu, sürdürülebilir fikirler demek. Çalışmalarınıza bu anlayış yansıyor mu?

Dünyada ve ülkemizde kaynakların tükenmeye başladığı gerçeği önemsenmekte olup enerjinin verimli kullanımına yönelik büyük gelişme görülmektedir. Özellikle kendi kendine yetebilen, güneş enerjisi üreten ve kullanan, suyun verimli kullanıldığı, gri su projeleriyle arıtılarak tekrar kullanıldığı, gün ışığından en üst düzeyde faydalanılan yapılar yapılmaktadır.

Lejant Proje olarak, tasarımlarımızda yapının çevreyle kurduğu ilişkinin yüksek niteliğine, enerji tüketiminin minimuma indirgenmesi amacıyla bölgenin iklimine uygun çözümler üretilmesine, enerjinin verimli kullanılmasına, malzeme seçimlerimizde çevreye uyumlu ve duyarlı olmasına özellikle önem vermekteyiz.

Enerji verimliliği açısından doğal ışık ve havalandırmayı en etkili şekilde kullanmaya çalışıyoruz, bu sayede binanın karbondioksit salınımı minimum düzeyde tutmuş oluyoruz. Şeffaflığının sağladığı doğal aydınlatmayla öne çıkan projelerimizde, yalıtım ve yapıların kontrollü olarak iklimlendirilmesiyle optimal enerji tüketimini sağlıyoruz. Doğal, uzun ömürlü ve çevreyle uyumlu malzeme seçimi de sürdürülebilirlik hedefimiz doğrultusunda tamamlayıcı niteliktedir. Doğa ile iç içe olan müstakil yatay yaşam projemiz olan Aden Ballıkpınarı, doğaya zarar vermeden çelik strüktür ile çözdüğümüz Anka Natura ve mevcut yeşil alanlarını koruduğumuz Cam Ofis projelerimiz; çevreye duyarlı malzeme kullanımı ve güneş ışığının verimli kullanılması ile sürdürülebilirlik konusunda en güzel örneklerimizdendir.

Gelecek için planlarınız neler?

Ulusal ve uluslararası platformda daha yenilikçi, iddialı, çevreye duyarlı ve özgün projeler üretmeyi hedefliyoruz; amacımız kalıcı mimari eserler yaratmak. Bu yolda ilerlerken kısa süre içerisinde istanbul ofisimizi açarak şirket bünyemizi genişletmeyi planlıyoruz. Ayrıca yurt dışında partner ofis görüşmelerimiz devam etmekte olup uygun şartlar sağlandığı takdirde yurt dışı ofisini açmayı hedefliyoruz. Böylece daha fazla insana ulaşarak onların hayatlarını daha yaşanabilir ve güzel bir hale getirebileceğimize inanıyoruz.

Size iham veren isimler kimlerdir? Bu kişiler hangi yönleriyle beyninizi, ruhunuzu harekete geçirirler?

Beğendiğimiz ve takip ettiğimiz mimarlar arasında Norman Foster, Rem Koolaas, Jean Nouvel gibi mimarları sayabiliriz. Genel olarak mimari yaklaşımlarını ve yaptıkları tasarımları kendi mimari anlayışımıza yakın buluyoruz.