Denizatlarının İstanbul’da Bizlerle Yaşadığını Biliyor Muydunuz?

Suyun altında misafir olduğunuz bu dünyada güvenliğinizi her şeyden önemlidir, sonrasında da bu zorlu koşullarda ışığınızı en iyi şekilde kullanarak güzel kadrajlar yakalamak için elinizdeki kısıtlı zamanı çok iyi kullanmanız gerekiyor. – Ferhan Coşkun

Sualtı fotoğrafçılığına ilginiz nasıl başladı?

Fotoğraf çocukluk yaşlarımdan beri bir görme şekliydi benim için. Olayları, anları farklı kadrajlarda görmemi sağlayan ve yer yer yaşamın güzelliklerini fark etmemi sağlayan bir pencere. Zaman içinde dalışa başlamamla beraber çok farklı bir dünyada nefes almaya ve su altı dünyasını keşfetmeye başladım. Bu dünyanın farkında olmayan ve bu güzellikleri hiç görmemiş o kadar çok insan var ki. Onlarla bu güzellikleri benim bakış açımla göstermek istedim. Bir de bu güzellikleri barındıran denizlerin ne kadar değerli olduğunun altını bir kez daha çizmek istedim.

Denizlerin derinlikleri, insanoğlunu her zaman çekmiştir. İnsanoğlu asırlardır derinliklerde neler oluyor, neler var, kimler yaşıyor sorularının cevabını aramıştır. Sizinde cevabını aradığınız sorular oldu mu?

Suyun altındaki güzellikleri ve inanılmaz renklerde ki canlılıkları medyada görüyoruz ve bu güzellikleri kendi gözlerimle görmek tabiki benimde bir hayalimdi. Bu hayalimi gerçekleştirdiğim anlarda başka bir duygunun farkına vardığımı söyleyebilirim “Uçarcasına bir özgürlük ve huzur” , muhteşem renklere sahip bir yamacın kenarında süzülerek uçabildiğinizi hayal edin huzur içinde maviliklere doğru. Ve bu hissi yaşamak için hiçte öyle derinlere gitmenize gerek yok; ilk 18 metrede bu ruhu yaşayabilir ve rengarenk bu dünyayı keşfetmek için bir adım atabilirsiniz. Benimse cevabını aradığım sorular bu güzel dünyayı dostlarıma nasıl gösterebilirim ve bu güzellikleri korumak için neler yapabilirim olmuştu.

Sualtı fotoğrafçılığının zorlukları neler?

Her şeyden önce kullanacağınız araç gereç ve ekipmanlara hakim olmanız, dalış tecrübeniz çok önemlidir ve de tabiki fotoğraf makinenizi adeta gözleri kapalı kullanabilecek kadar hakim olmanız gerektiğini söylesem yeri olur. Suyun altında misafir olduğunuz bu dünyada güvenliğinizi her şeyden önemlidir, sonrasında da bu zorlu koşullarda ışığınızı en iyi şekilde kullanarak güzel kadrajlar yakalamak için elinizdeki kısıtlı zamanı çok iyi kullanmanız gerekiyor.

İyi bir dalgıç olmak bazı kişisel ya da fiziksel özellikler gerektiriyor mu? Sualtı fotoğrafçılığı yapıyorsunuz bunun için dalgıçlık eğitimi aldınız mı?

Bu güzel dünyaya giriş yapabilmek için tabiî ki bazı özellikler gerekmektedir. Öncelikle sağlığınız ile ilgili bazı soruların yer aldığı bir formu size verecekler, müracaat ettiğiniz dalış kulübünde bu bilgiler kontrol edildikten sonra gerek olursa sizden “Sualtı Hekimliğinden” bir rapor talep edilecektir. Ve sonrasında eğitimlerinizi alacağınız süreç başlayacaktır. Dalış Eğitmenlik sertifikam ile benimde gönüllü olarak bağlı olduğum 1967 kuruluşlu Aktif Balıkadamlar Kulübü Spor Derneğinde olduğu gibi öncelikle teorik eğitimlerinizi alacağınız bir sürecin ardından denizde veya havuzda yapacağınız pratik eğitimler ile bu dünyaya ilk adımınızı atabilir ve tecrübenizi her dalış ile arttırabilirsiniz.

Dalıştan önce ne tür hazırlıklar yapıyorsunuz? Ekipmanlarınızın çeşitleri, özellikleri ve değerleri hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Her şeyden önce bölge hakkında bir araştırma ve o bölgenin sualtı ile ilgili bilgi edinmekle başlayan bir süreç, her bölgenin ekipman ihtiyacı hem oradaki yapılacak dalışın ihtiyaçlarına göre hem de o bölgede çekmek istediğiniz fotoğrafın ihtiyaçlarına göre değişecektir. Dalış ekipmanlarınızın organizasyonu ve kontrolü suyun altındaki güvenliğiniz için önceliklidir. Daha sonrasında çekeceğiniz fotoğrafa göre lens seçimi ile beraber ışık seçimini yapmanız gerekecek. Örneğin fotoğrafını çekeceğiniz ufak bir tavşan ise bir makro lens kullanmalısınız, tüm ekipmanınızı dalış dalış öncesinde yapacağınız plana göre organize edip planınıza uygun olarak dalışınızı gerçekleştirirsiniz. Suyun altında plan değişimi yapılmaz, aklınıza gelen diğer fotoğrafı bir sonraki dalışa planlamanız gerekecektir. Gördüğünüz gibi çekeceğiniz fotoğrafa göre ekipmanlar değişebilmektedir, Aynı karada olduğu gibi gerektiğinde lensinizi veya ışığınızı değiştirmeniz gerekecektir. Ancak suyun altında kullandığınız ekipmanların sugeçirmez kapları vardır ve değiştirdiğiniz lense uygun olarak bunların da lens portları veya uyumluluklarını kontrol etmeniz gerekecektir. Bu ekipmanların üretimleri özel ve kısıtlı sayıda olduğu için ne yazık ki değerleride oldukça yüksek durumda. Tabiki vergilerin bu noktada çok etkisi var ve Sualtı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) dahilinde bu konuya elimizden geldiğince değinmeyi planlıyoruz. Dalış ekipmanlarınız gibi bu ekipmanların da dönemlik bakımlarını muhakkak yaptırmanız gerekmektedir.

Çekimlerinizde kaç kişilik bir ekip çalışıyor? Veya dalışlarınızı bir uzman eşliğinde mi gerçekleştiriyorsunuz?

Dalış sporu kesinlikle eşli yapılan bir spordur ve biz bunu “badik sistemi” olarak adlandırırız. Dalış grubunuz en az 2 kişiden oluşacaktır. Badiniz hem sizi koruyup kollayacak hem de birçok fotoğrafınızda size yardımcı olacak kişidir. Zaman zaman model olarak kullanacağınız badiniz zaman zaman da size ışık tutacak veya canlı bulmada size yardımcı olacaktır. Tabiki bunun dışında istediğiniz fotoğraf kurgusu için başka dalıcılar veya serbest model kullanabilirsiniz ve dalış yapacağınız bölgeye göre rehber dalgıçlardan destek alabilirsiniz.

Sualtında ne tür tehlikelerle karşılaşıyorsunuz?

Suyun altındaki bu muhteşem dünyada en büyük tehlike aslında insan. Sualtına girmeden önce ekipman kontrolümüzü yapmak ve planladığımız dalışı yapmak en önemli kriter olacaktır. Tabi böyle söyleyince köpekbalıkları birçok insanın korkusu diyeceksiniz. Ancak dünya üzerindeki birçok noktada köpek balıkları ile dalış yapmak için para vererek dalış yapan bizleriz, bu konunun uzmanları ile dalış yaparak güvenli dalışları yapabilirsiniz.

Şuana dek Türkiye ve Dünyanın hangi noktalarında sualtını fotoğrafladınız? Sualtı zenginliği bakımından en keyifle fotoğrafladığınız kıyılar hangisidir?

Türkiye’nin birçok noktasında gerçekleştirdiğim dalışlar da çok sevdiğim birçok dalış noktası oluştu tabi ki, en başta tabiki İstanbul’u sayacağım. Denizatlarının İstanbul’da bizlerle yaşadığını biliyor muydunuz? Marmara denizinde birçok noktasında dalış yapma imkânınız mevcut ve yine sonrasında Tekirova üç adalar benim için son derece renkli ve canlı bir dalış noktası olmuştur. Bunun dışında renklilik ve canlılıkları ile Saroz, Seferihisar, Karaburun, Bodrum, Kaş ve daha birçok güzel nokta da gerçekleştirdiğim dalışlar ile renkli fotoğraflar çektim. Yurt dışında özellikle Kuzey Kızıldeniz de gerçekleştirdiğimiz batıklarla ilgili proje unutamadığım dalışlar içerir. Kızıldeniz’in doğal reefler ile beraber bu bölgede bulunan batıklar muhteşem sualtı görselleri oluşturmaktadır. Geçen yıl içinde üyesi olduğum İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) bünyesinde Su Günü ve Kartpostallarla İstanbul projeleri içinde İstanbul’un sualtı güzelliklerini de içeren fotoğraflarlar ile projeler hazırladık ve bu yıl içinde İstanbul’u güzel sergilerin beklediğini söyleyebilirim.

Güzel kareler yakalamak zaman ve sabır gerektirir, su altında karadaki gibi vücut dengesini ayarlamak ve çekilecek nesneyi konulu yakalayabilmek önemlidir. Siz sualtında fotoğrafları çekerken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Her şeyden önce bölgeyi tanımalı ve orda yaşayan canlıların yaşamları hakkında bilginiz olmalı, fotoğrafını çekeceğiniz canlının nelerle ilgilendiğini yuvası ile olan ilgisini, yaşamını bilmelisiniz ki bu canlıyı bulabilin ve istediğiniz kompozisyon için doğru açıyı yakalayabilin. Evet, zamanınız çok kısıtlı ama sakin ve sabır ile bekleyerek istediğiniz canlıyı fotoğraflayabilirsiniz. Örneğin çekmek istediğiniz bir denizatı için siz de onunla aynı açıda durabilmelisiniz. Ve son derece sakin olmalısınız. Eğe sizden hoşlanmaz ise en büyük tepki arkasını dönmek olacaktır tüm şirinliği ile. Ancak hiç bir canlıyı rahatsız etmemek ve müdahale etmemek en büyük etik kuralımız diyebilirim.

Son olarak da yakın zamandaki serginizden bahseder misiniz?

Bu güzelliklerini bahsettiğim Marmara Denizi birçok noktadan tehlike ve tehditler altında. Marmara Denizinde bulunan Yassıada ve Sivriada büyük mercan kolonilerine ev sahipliği yapar iken ne yazık ki Yassıada da bulunan mercan kolonisini kaybetmiş durumdayız. Sivriada üzerinden de yapılması planlanan inşaat ile bu bölgedeki mercan kolonisinin de yok olma ihtimali bulunmaktadır. Sualtı canlılarının yaşamları için son derece önemli olan mercanların Büyük ada yakınında bulunan Balıkçı Adası (Neandros) üzerinde yaşayabilme ihtimallerini gözlemlemek amacı ile Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği başkanlığında bir proje oluşturuldu ve projenin ismi ADAMER (www.adamer.org) kondu. Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığı başta olmak üzere bir çok destekçisi bulunan proje çerçevesin de mercanların bu yaşam mücadelesinin fotoğraflayarak bu konuda açılacak fotoğraf sergileri ile İstanbulluları bilgilendirmeyi amaçlıyoruz. Son 1 yıl içinde çekmiş olduğum fotoğrafların ilki 16 Şubat 2018 itibari ile İstanbul Deniz Müzesinde açılmıştır. Bu sergi gelişerek devam edecektir. Şu an için tarihi belli olan 30 Haziran 2018 tarihili sergi ile İFSAK ta sergimiz devam edecektir.